LG Grup

LG Grup (İngilizce: LG Group, Slogan (İngilizce): “Life’s Good”), Güney Koreli büyük bir şirketler topluluğu olup, elektronik, Cep telefonu ve petro kimyanın da dahil olduğu birçok alanda faaliyet göstermektedir.

1947′de yaratıldığında LG, “Lucky - Goldstar”‘ın bir kısaltması olarak kullanılıyordu. 1995′e kadar bu ismi kullanan firma, ismini değiştirmeden önce Goldstar markası altında birçok elektronik ürün satışı yaparken, Lucky markası genellikle Kore dışında satılmayan diğer ev ürünlerini satmaktaydı. Lucky, özellikle ev temizliği ürünleri ve çamaşır temizliği ürünleri ile Güney Kore’nin ünlü markalarından biriydi.

LG Servis Fam Elektronik www.famelektronik


Au pair

Au Pair; kelime anlamı ile anne yardımcılığıdır. Bir uluslararası kültürel değişim programıdır.

Au Pair programında amaç; gençlerin farklı ülkelerdeki bir aile yanında kalarak, o ülkenin dilini ve kültürünü öğrenmesidir.

Tüm Avrupa, Amerika ve Avustralya kıtalarında vatandaş olan gençler Au-Pair programına katılabilmektedir.Türkiye, Avrupa Birliği’ne üye başvurusunda bulunduğu ve bir NATO Ülkesi olduğu için AuPair programına dahil
edilen ülkeler arasında yer almaktadır.

Au Pair ailenin bir üyesi olarak kabul edilir ve genel olarak günde 5, haftada 25 saat anneye yardim eder ayni zamanda 2 akşam babysit (çocuklarla akşam/gece birlikte evde kalmak) olur. Genellikle evi ve kendi odasını temiz, düzenli tutması için hafif ev isleri yapması ve çocuklarla ilgilenmesi beklenir. Au Pair, genelde bebek bakımından sorumlu değildir ve en az ana okulu ve üzeri yas gurubu çocuklarla ilgilenir. Bebek bakımı için ise konusunda eğitim almış adaylar istenmektedir.

Au Pair’lik, haklarınızı biliyorsanız ve tüm yabancı olduğunuz konularda
bilgili olarak gidiyorsanız sizin için çok faydalı ve kariyeriniz için önemli bir dönem olacaktır. Hatta, adaylar, gidecekleri ülkeyi iyice tanıdıktan sonra
vizelerini öğrenim vizesine çevirebilir ve meslek okullarında, halkla ilişkiler, yönetim, muhasebe, bankacılık, turizm vb. bir
çok konuda devlet okullarında eğitim alabilir.

Yurtdışında eğitim yapmak ve bir süre yaşamak herkes için en büyük rüyalardan birisidir. Fakat, yurtdışında eğitim yapmak ve yaşamak oldukça pahalı ve zahmetlidir. Türkiye’deki ailelerin ekonomik durumu Batı ülkeleri standartlarına oranla düşük olduğu için her aile çocuğunu yurtdışı eğitime gönderememektedir. Günümüzde 3 aylık bir dil eğitiminin toplam maliyeti (okul, konaklama, yemekler, uçak bileti ve cep harçlığı dahil) en az 5,000 Amerikan Dolarını bulmaktadır. Bu kadar yüksek bir maliyeti yeni mezun ve ailesi orta gelir düzeyine sahip bir gencin karşılaması gerçekten güçtür ve 3 aylık bir sürede ne kadar yabancı bir dilin öğrenilebileceği ise belirsizdir. Tüm bu nedenlerle, Au-Pair’lik çok sayıda gence ve ailesine cazip gelmektedir. Güvenli bir ortamda 2 yıla kadar, hiçbir şey harcamadan kalıp, iyi düzeyde bir yabancı dil öğrenmek veya mesleki konuda bir sertifika veya diploma programı yapmak en mantıklı ve pratik çözüm olarak görünmektedir.

Au-pair sisteminin avantajları

Maliyetlerin oldukça düşük olması. Sadece danışmanlık ücreti, uçak bileti ve vize ücreti ödenir. Bu da yaklaşık 450-500 Sterlin civarındadır.

Au-Pair olarak yanında kalacağınız aile mutfak masraflarınızı karşılayacak ve haftada temel ihtiyaçlarınızı karışılayabileceğiniz bir ücret ödeyecektir. Bu nedenle Türkiye’deki ailenize yük olmayacaksınız.

Yurtdışında uzun bir süre yaşayarak dil ve yabancı bir kültür öğrenecek, yıllarca unutulmayacak arkadaşlıklar ve dostluklar kuracaksınız.

Au-Pair’lik sayesinde belki de yaşamınızda ilk kez kendi yaşamınızı şekillendirme ve kendi ayaklarınız üzerinde dikilme şansını bulacaksınız. Bu deneyim sayesinde kendi kararlarınızı alma ve inisiyatif kullanma yeteneği kazanacaksınız.

Yurtdışındaki yaşamınız ve edindiğiniz yabancı dil sayesinde Türkiye’ye dönüşünüzde daha kolay ve size uygun iş bulabileceksiniz.

Yurtdışı deneyiminiz ve edindiğiniz genel kültür sayesinde toplum içerisinde kendinize daha fazla güven duyacaksınız.

Au-pair’in görev ve sorumlulukları

Au-Pair olarak temel göreviniz ailenin çocuklarının ihtiyaçları üzerine yoğunlaşacaktır. Sizden ağır ev işleri yapmanız beklenmeyecektir. Fakat doğal olarak bazı ev işlerinde yardımcı olacaksınız. Toz alma, ütü, bulaşık, çamaşır ve alış veriş gibi.Au-Pairler çocuklar konusunda çok hassas ve titiz olmak zorundadırlar. Çocukları her şeyden önce tutmalı ve sorumlu olduğu saatlerde onlara büyük dikkat göstermelidirler.Aile içindeki özel kişisel harcamalar Au-Pair’e aittir. Özellikle telefon ve ekstra kişisel ihtiyaçlardan doğan mutfak ve giyim gibi alışverişler.Çocuklarla ilgilendiğiniz zamanlarda, sigara, alkol gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmalısınız. Diğer zamanlarda ise bu konularda aileyi rahatsız etmeyecek biçimde davranmalısınız.

Ailelerin görev ve sorumlulukları

Ev sahibi aile, sizi bir hizmetçi veya ücretli olarak değil, ailenin doğal bir bireyi olarak kabul etmeli, sizden ağır ev işleri istememelidir.Aile, gerekli donanıma sahip ve bir kişinin rahatlıkla kalabileceği bir odayı Au-Pair’e tahsis etmek zorundadır.Aile, Au-Pair’in beslenme, barınma, temizlik ve diğer zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır.Aile, harçlığınızı (haftalık veya aylık) zamanında ve eksiksiz ödemek zorundadır.Aileler, yanlarında kalan Au-Pair’e kötü muamelede bulunamaz ve görevleri dışında çalıştıramaz.


Stearik asit

Stearik asit, CH3(CH2)16COOH formülüyle gösterilen doymuş bir yağ asididir. Çoğu hayvan ve bitkiden elde edilen katı-sıvı yağlarda, ekseriya gliserid stearin şeklinde bulunur.

Stearik asit ve bileşikleri, özellikle tuzları (stearatları) ticari önemi haizdirler. Uzun zincirli alkol esterleri, mum olarak bilinmektedir. Diğer monohidrik ve polihidrik alkollerin esterleri, vernik imalinde ve iyonik olmayan yüzey aktif maddelerin üretiminde kullanılmaktadır. Alkali metal tuzları suda çözünebilir. Bunlar oleatlar ve palmitatlar gibi, tuvalet ve çamaşır sabunlarının esas maddeleridir. Metalik stearatlar petrol gres yağlarının terkibinde bulunmaktadır. Çinko stearatlar kozmetikte, diğer metal tuzları boyalarda, eczacılıkta ve mantar öldürücü imalatında kullanılır. Stearik asit amidleri, su geçirmez kumaşların imalatında kullanılır.

Stearik asit hayvani yağlardan hidrolizle elde edilir. Ticari ürün ekseriya stearik, palmitik ve diğer yağ asitlerinin bir karışımıdır. Saf madde olarak fraksiyonlu destilasyonla ayrılabilir. Ayrıca soya yağı veya diğer bitki yağlarının hidrojenasyonuyla hazırlanmaktadır.

Saf stearik asit, beyaz kristaller halindedir. Yoğunluğu 0,847, erime noktası 69-70 °C, kaynama noktası 383 °C’dir.


Yarıkkaya, Emirdağ

Yarıkkaya, Afyonkarahisar ilinin Emirdağ ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.
Köyün hemen yanında su kaynağı ve kayalıkların arasında mükemmel bir göl vardır. 1960 lı yıllarda göle kayalardan atlayıp yüzerdik. Burayı gören zaten Yarıkkaya adının nereden geldiğini kolayca anlar.
Buraya macır ( muhacır) köyü denirdi. Pancar tarlalarını ve akarsuda çamaşır yıkama manzaralarını unutmam mümkün değildir. Ayrıca deredeki güzel desenli yıllanlar ve bataklıktaki yılan avlarımız meşhurdur.(Fikret Çobanoğlu Mayıs/2007)

Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Coğrafya

Afyonkarahisar iline 105 km, Emirdağ ilçesine 35 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 166
1997 195

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Yüksel Gürgen
1999 - İsmail Yıldız
1994 - İsmail Yıldız
1989 - Kazım Gürgen
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Acı (film)

Filmin ana teması pişmanlık üzerine kurulmuş. 15 yıllık hapislik yaşamından sonra, yıllar önce öldürdüğü adamın ailesine gidip bağışlanmasını isteyen, düşman kapısında it olmaya bile razı olan Çiçek Ali rolüyle ilginç bir tip çizmiştir Yılmaz Güney. Filmin son sahneleri oldukça hareketlidir. Dağlarda silahıyla atış talimleri yapan Güney, giydiği beyaz giysileriyle samuraylara gönderme yapmaktadır. Ağaç dallarına, kayalara ve gerdiği iplere çanları bir bir dizer ve çan sesinin geldiği yöne çanlara doğru ateş eder. Önce “Çan” adı altında yazılan filmin adı daha sonra “ACI” olarak değiştirilmiştir.

Oyuncular

Yılmaz Güney dunyanın en ıyı ınsanı yek yol devrım

Fatma Girik
Hayati Hamzaoğlu
Mehmet Büyükgüngör
Oktay Yavuz
Osman Han
Dündar Aydınlı
Niyazi Gökdelen
Şahin Dilbaz
Nizam Ergüden
Kudret Karadağdevrım ıccın hersey

Konu

On beş yıl önce elini kana bulayıp içeri girdikten sonra cezasını tamamlayan Çiçek Ali (Yılmaz Güney), kasabaya yaklaştıkça içinin bir acı bastığını hisseder. On beş yıl önce Avanos dayının (Mehmet Büyükgüngör) oğlu Yasin’i öldürmüştür; kendilerine yetecek, geçindirecek kadar toprakları olan Avanos’un tek oğlu olan Yasin’i… Bütün bunlar bir .hiç uğruna, kapısında çalıştığı zalim ağa Haceli’nin (Hayati Hamzaoğlu) yüzünden olmuştur. Şimdi çok pişmandır Çiçek Ali. Mahpusluk hayatı çok değiştirmiştir onu. Kızı Zelha’yla (Fatma Girik) yaşayan Avanos’tan af dileyecek, bağışlanmasını isteyecektir. Bunun için A vanos’un kapısında it olamaya bile hazırdır.
Çiçek Ali, önce öldürdüğü Yasin’in mezarını ziyaret eder. Kırlardan topladığı gelincikleri toprağının üstüne bırakır. Üzgündür… Çiçek Ali’yi kasabada görenler, Haceli Ağa’ya haber ederler. Ağa şaşkındır. On beş yıl ne de çabuk geçmiştir…
Çiçek Ali mezar ziyaretinden sonra A vanos dayının kayalar arasındaki evine gider. Kızı Zelha çamaşır yıkamaktadır. Avanos ise tütün sarınaktadır. Ali elinde valiziyle karşılarında dikilmektedir. Boynu büküktür… İhtiyar Avanos oğlunun celladını karşısında görünce şoka girmiştir. Zelha davranır. Avanos dayı tüm kinini kusar Ali’nin üzerine. Ali af diler… Yalvarır… Günahının cezasını on beş yıl hapiste yatarak çekmiştir. İhtiyar Avanos ne elini öptürür, ne de affeder. Çünkü Ali onun için hala ‘gavurun dölü’ ve ‘eli kanlı zalim’dir. Çiçek Ali ise, “Ben öksüz büyüdüm, kimim kimsem yok, babam ol benim,” diyerek yalvarmasını sürdürse de Avanos dayı acımasızdır. Onu evinden kovar ama Ali gitmez. Baba-kız Ali’nin üstüne yürürler, Zelha sopayla kafasına vurur, elleriyle başını korumaya çalışan Ali birbiri ardına inen darbelerin etkisiyle oracıkta yığılır kalır. Sonra baba-kız çevrede biriken köylülerden de çekinerek yaralı genci kulübelerine taşırlar.
Olay çevrede çabuk duyulur. Ali’nin, kan davalısı olan Avanos’a gelip af dilemesi Haceli ağanın hoşuna gitmez. Adamları toplayarak gelişmeleri öğrenir. Ali’yle yüz yüze gelip meselenin aslını öğrenmek istemektedir. Adamlarından Zülfikar, Murtaza ve Durali, Ali’yi arar.
Günler geçer. Başı kanlı sargılar içinde Avanos’un evinde yatan Ali iyileşir. Aralarındaki gerginlik artık sona ermiştir. Avanos ve kızı da pişmandır. Artık Ali evin oğlu gibi olmuştur Bu yüzden de Ali çok mutludur, günlerini tarla sürerek geçirmektedir. Haceli’nin üç adamı Ali’yi tarlada bulurlar ve ağalarının kendisiyle görüşmek istediğini söylerler. Haceli’nin tüm derdi Ali’yi tekrar kendi yanına çekmektir. Ama unuttukları bir şey vardır, Çiçek Ali artık eski Ali değildir. Davet üzerine Haceli’nin evine gittiğinde kesin tavrını ortaya koyup, “Eskiden adam öldürmeyi marifet bilirdik. Ne zaman ki adam öldürdük, mahpus damlarını, taş duvarları, zindanları tanıdık, kapılarda ağlaşan kadınları, kızları, anaları gördük, anladık ki, bizim yaptığımız iş iş değildir, benim anladığım delikanlı doğruluğun, mertliğin ve ekmeğin delikanlısıdır,” der. Artık Çiçek Ali re~ti çekmiştir ve Haceli’nin kirli emellerinden yana değildir.
Zelha ile babası Avanos, Ali’ye alışmışlardır. O nereye gitse yolunu gözlemektedirler. Ali bir dönüşünde kırlardan topladığı çiçekleri Zelha’ya verir, hediyeler getirir. Aralarında saf ve duygusal bir yakınlık oluşmuştur. Günler böylece sürüp giderken Haceli ve adamları Ali’yi rahat bırakmazlar bir türlü. Ali ve Avanos dayı tarlalarına giderlerken yollarının üzerinde Haceli’yle karşılaşırlar. Haceli’nin yanında adamları da vardır. Haceli, Ali’ye buralardan gitmesini ister ve tehditler savurur. Hava gerginleşir ve birbirlerine girerler. Avanos’un başı taşlaezilir. Köylüler yetişmese Ali’yi de öldüreceklerdir. Saldırganlar Ali’yi kanlar içinde bırakıp kaçarlar.
Ali, Zelha’nın kolunda hastaneden çıktığında gözleri bağlıdır. Bastonla yürümektedir. Çünkü başına aldığı darbelerden kör olmuştur. Zelha’ya göre artık buralarda onlata hayat yoktur. “Başımızı alıp gidelim,” diye yalvarır Ali’ye. Ama Ali öcünü almadan gitmek niyetinde değildir. Zelha’dan çan bulmasını ister. Koyun ve develerin boyunlarına takılan, yürüdükçe ses çıkaran metal çanları bulup getirir Zelha.
Bir sabah tarlalarına giden köylüler çan sesleri duyarlar. Sesler köy yakınlarından gelmektedir. Zelha korkuluklara, ağaç dallarına ipler germiştir. Çanları iplere dizer, kayalar üzerine koyar. Zelha ipi çektikçe çan çalar, Ali çanın geldiği yere ateş eder, çanları vurur. Zelha böylece, düşmanlarına karşı Ali’nin gözü, Ali’nin eli ayağı olacaktır çanların yardımıyla. Ali, Avanos dayının silahıyla, Zelha’ nın işaretiyle çan seslerinin geldiği yöne ateş eder ve bu talim günlerce sürer…
Haceli bir ihbarla dağdaki yerlerini öğrenir Ali ve Zelha’nın. Üç adamıyla dağlara tırmanırken, Zelha mağara aralığından onları görür. Ali’yi elinden tutup bir kaya aralığına bırakır. Çanı kayalardan aşağı sarkıtır ve beklemeye başlarlar. Düşmanlardan Durali çana yaklaştığında çan sesi gelir, Ali sesin geldiği yöne kurşunu basar. Durali vurulmuştur. Kayalar arasında yer değiştiren Zelha, Ali’ye çanıyla işaret verip bu kez de Murtaza’nın vurulmasını sağlar. Çanın boynuna dolandığı Zülfikar da bir kurşunla yere devrilmiştir. Zelha saklandıgı yerden çıkarken Haceli’nin kurşunuyla’ vurulup düşer.
Ali seslerin geldiği yöne ateş edip Haceli’yi vurur. Haceli de onu görüp ateş etmiştir. Çan sesleri durmuştur.

Ödüller

Film 3. Adana Film Şenliğinde (1971) ikinci seçildi. Fatma Girik En İyi Oyuncu, ve Metin Bükey’de en iyi Müzik ödülünü aldı.


Sıcaklık algılayıcıları

Sıcaklık algıylayıcıları iki farklı metalin birleştirilmesi ile oluşturulur. Çalışma prensibi; uygun karışım ile denetlenebilir sıcaklık-gerilim ilişkisinin ölçülmesidir. Sıcaklık algılayıcılar geniş alanlarda kullanılan aletlerden birisidir. 1700 °C’ye kadar dayanabilen modelleri mevcuttur.


Barbie

Barbie(ilk piyasaya çıkış; 1959) 90 lı yıllardan itibaren dünyanın en çok satmış kız çocuklarının vazgeçilmez oyuncağı, perdeye, çarşafa, terliğe, çamaşıra, parfüme ve akla gelebilecek her türlü ürüne imza atmış bir marka.

Barbie bebek aslında, yaratıcısı, Amerikalı işkadını Ruth Handler’ın kızı Barbara Handler’dan esinlenilmiştir.1950′lerin başında Barbara’nın annesi Ruth, kızının ve arkadaşlarının yetişkin kadın bebekleriyle oynamayı normal bebeklerden daha fazla sevdiklerini farketti. O zamana kadar yetişkin bebekler sadece kartondan yapılıyordu. Ruth Handler, gerçeğe çok yakın üç boyutlu bir bebek yapmaya karar verdi.

Konuyu oyuncak şirketi Mattel’e ileten Ruth’un teklifi, tümü erkeklerden oluşan yönetici kurul tarafından ciddiye alınmadı. Bunun üzerine Ruth, Almanya’ya gitti ve orada satılan “Lilli” adlı bebeklerden aldı. Ona benzeyen bir bebek yaptı, hatta giysilerini tasarlaması için profesyonel bir terzi bile tuttu. Bebeği ellerinde gören Mattel yöneticileri daha fazla direnemediler ve Ruth’un kızından ismini alan ilk Barbie bebekleri 1959′da piyasaya çıktı.

Dış bağlantılar

Resmi site


Yarıkkaya, Emirdağ

Yarıkkaya, Afyonkarahisar ilinin Emirdağ ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihi

Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur.
Köyün hemen yanında su kaynağı ve kayalıkların arasında mükemmel bir göl vardır. 1960 lı yıllarda göle kayalardan atlayıp yüzerdik. Burayı gören zaten Yarıkkaya adının nereden geldiğini kolayca anlar.
Buraya macır ( muhacır) köyü denirdi. Pancar tarlalarını ve akarsuda çamaşır yıkama manzaralarını unutmam mümkün değildir. Ayrıca deredeki güzel desenli yıllanlar ve bataklıktaki yılan avlarımız meşhurdur.(Fikret Çobanoğlu Mayıs/2007)

Kültür

Köyün gelenek, görenek ve yemekleri hakkında bilgi yoktur.

Coğrafya

Afyonkarahisar iline 105 km, Emirdağ ilçesine 35 km uzaklıktadır.

İklim

Köyün iklimi, karasal iklimi etki alanı içerisindedir.

Nüfus

Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 166
1997 195

Ekonomi

Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.

Muhtarlık

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

2004 - Yüksel Gürgen
1999 - İsmail Yıldız
1994 - İsmail Yıldız
1989 - Kazım Gürgen
1984 -

Altyapı bilgileri

Köyde, ilköğretim okulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün içme suyu şebekesi vardır ancak kanalizasyon şebekesi yoktur. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol asfalt olup köyde elektrik ve sabit telefon vardır.


Hyundai Granada

1983-1986 yılları arasında Hyundai’nin Ford ile yaptığı lisans anlaşması sonucu üretmiş olduğu otomobil modeli. Modelin orjini Ford Granada’dır. Modelin Hyundai amblemi altında mı yoksa Ford amblemi altında mı üretildiği konusunda Hyundai’nin resmi sitelerinde yeterli bilgi bulunmamakta fakat üretimin yapıldığı belirtilmektedir.


Bilgisayar

Bilgisayar, belirli komutlara göre veri işleyen ve depolayan bir makinedir.

Bilgisayarlar çok farklı biçimlerde karşımıza çıkabilirler. 20. yüzyılın ortalarındaki ilk bilgisayarlar büyük bir oda büyüklüğünde olup, günümüz bilgisayarlarından yüzlerce kat daha fazla enerji tüketiyorlardı. 21. yüzyılın başına varıldığında ise bilgisayarlar bir kol saatine sığacak ve küçük bir pil ile çalışacak hâle geldiler. Toplumumuz kişisel bilgisayarı ve onun taşınabilir eşdeğeri, dizüstü bilgisayarını, bilgi çağının simgeleri olarak tanıdılar ve bilgisayar kavramı ile özdeşleştirdiler.

Ancak, günümüzde en yaygın olarak kullanılan bilgisayar türü, gömülü bilgisayarlardır. Gömülü bilgisayarlar küçük boyutlu olup genelde diğer aygıtların denetiminde kullanılırlar. Savaş uçaklarında, çamaşır makinelerinde hatta oyuncaklarda da bulunurlar.

İstenilen programı kayıt edip istenilen zamanda çalıştırabilmeleri bilgisayarları çok yönlü kılıp hesap makinelerinden ayıran ana özellikleridir. Church-Turing tezi bu çok yönlülüğün matematiksel ifadesidir, ve herhangi bir bilgisayarın bir diğer bilgisayarın görevlerini yerine getirebileceğinin altını çizer. Dolayısıyla, karmaşıklıkları ne düzeyde olursa olsun, cep bilgisayarından süper bilgisayarlara kadar, bellek ve zaman kısıtı olmadığı takdirde hepsi aynı görevleri yerine getirebilirler.

Tarihçe

Bilgisayar tanımının esnekliği ve zaman içerisindeki değişim süreci dolayısıyla ilk bilgisayarı saptamak güçtür. Geçmişte bilgisayar olarak bilinen birçok aygıt günümüz ölçütlerine göre bu tanımı hak etmemektedirler.

Başlangıçta bilgisayar sözcüğü hesaplama sürecini kolaylaştıran nesnelere verilen bir ad konumundaydı. Bu ilk dönemin bilgisayar örnekleri arasında sayı boncuğu (abaküs) ve AntiKitira Makinesi (M.Ö. 150-100) sayılabilir. Yüzyıllar sonra, Ortaçağ sonundaki yeni bilimsel keşifler ışığında, Avrupalı mühendisler tarafından geliştirilen bir dizi makinesel hesaplama aygıtlarının ilki ise, Wilhelm Schickard’a (1623) aittir.

Ancak, programlanabilir (veya kurulabilir) olmamaları nedeniyle bu aygıtların hiçbiri günümüz bilgisayar tanımına uymamaktadır. 1801 yılında Joseph Marie Jacquard’ın dokuma tezgâhındaki işlemi özdevinimleştirmek (otomatikleştirmek) adına ürettiği delikli kartlar ise bilgisayarların gelişme sürecindeki, kısıtlı da olsa, ilk programlanabilme (kurulabilme) izlerinden sayılır. Kullanıcının sağladığı bu kartlar sayesinde, dokuma tezgâhı kart üzerindeki delikler ile tarif edilen çizime işleyişini uyarlayabiliyordu.

1837 yılında Charles Babbage, adını Analytical Engine (Çözümlemeli veya analitik makine) koyduğu, ilk tam programlanabilir makinesel bilgisayarı kavramsallaştırıp tasarladı. Ancak parasal nedenler ve üzerindeki çalışmalarının sonlanamaması nedeniyle bu makineyi geliştirmedi.

Delikli kartların ilk büyük ölçekli kullanımı ise Herman Hollerith tarafından, 1890 yılında muhasebe işlemlerinde kullanılmak üzere tasarlanan hesap makinesidir. Hollerith’in o dönemde bağlı olduğu işletme ise sonraki yıllarda küresel bilgisayar devine dönüşecek IBM’dir. 19. yüzyılın sonlarına varıldığında, gelecek yıllarda bilişim donanım ve kuramlarının gelişimine büyük katkıda bulunacak uygulayımlar (teknolojiler) ortaya çıkmaya başlamıştılar: delikli kartlar, Boole cebiri, boşluk tüpleri ve teletip aygıtları.

20. yüzyılın ilk yarısında ise, birçok bilimsel gereksinim, gittikçe karmaşıklaşan örneksel (analog) bilgisayarlar ile giderildiler. Ancak günümüz bilgisayarlarının yanılmazlık düzeyinden hâlâ uzaktılar.

1930′lar ve 1940′lar boyunca bilgisayar uygulayımı gelişmeye devam etti, ve sayısal elektronik bilgisayar’ın ortaya çıkışı ancak elektronik devrelerinin buluşundan (1937) sonra gerçekleşebildi. Bu dönemin önemli çalışmaları arasında aşağıdakiler sayılabilir:

ENIAC’ın olumsuz yanlarını saptayan geliştiricileri, daha esnek ve zarif bir çözüm üzerinde çalışıp, artık saklı program mimarisi veya daha çok von Neumann mimarisi olarak tanınan tasarımı önerdiler. Bu tasarımdan ilk olarak John von Neumann (1945) yılında gerçekleştirdiği bir yayında söz etmesinden sonra, bu mimariye dayalı olarak geliştirilen bilgisayarlardan ilki İngiltere’de tamamlandı (SSEM). Aynı mimariye bir yıl sonra kavuşan ENIAC’a ise EDVAC adı verildi.

Günümüz bilgisayarlarının neredeyse tamamının bu mimariye uyumlu hâle gelmesi ile bilgisayar sözcüğünün tanımı olarak da kullanılmaktadır. Dolayısı ile bu tanıma göre geçmişteki aygıtlar bilgisayar olarak sayılmasalar da, tarihsel bağlamda yine de o biçimde anılmaktadırlar. Her ne kadar 1940′lardan bu yana bilgisayar uygulayımı köklü değişiklikler geçirmiş olsa da, çoğunluğu von Neumann mimarisine sadık kalmıştır.

Boşluk tüpüne dayalı bilgisayarlar 1950′ler boyunca kullanımda kaldıktan sonra, 1960′larda daha hızlı ve ucuz olan geçirgeç (transistör) tabanlı bilgisayarlar yaygınlık kazandı. Bu etkenlerin sonucunda bilgisayarların daha önce görülmemiş bir düzeyde toplu üretimine geçirildi. 1970′lere varıldığında tümleşik devre uygulayımı ve Intel 4004 gibi mikroişlemcilerin geliştirilmesi sayesinde bir kez daha büyük bir başarım ve güvenilirlik artışının yanı sıra, maliyet düşüşü de yaşandı. 1980′lerde artık bilgisayarlar, çamaşır makinesi gibi günlük hayat kullanımındaki birçok makinesel aygıtın denetleyici donanımlarındaki yerlerini almaya başlamışlardı. Yine aynı dönemde, kişisel bilgisayarlar yaygınlık kazanıyorlardı. Son olarak 1990′lardaki Internet’in gelişimi ile de bilgisayarlar artık televizyon ve telefon gibi alışılmış birer aygıt hâline gelmişlerdir.***

Yapı

von Neumann mimarisine göre bilgisayarlar başlıca dört bileşenden oluşurlar: aritmetik mantık birimi (AMB), denetim birimi (DB), bellek ve giriş/çıkış (G/Ç). Bu dört kesim kendi aralarında taşıt (veya yollar) ile bağlıdırlar. Aritmetik mantık birimi ile denetim biriminin yanı sıra yazmaçlar, işlemciyi (ayrıca Ana işlem birimi ve Merkezi işlem birimi) oluştururlar.

Aritmetik mantık birimi (AMB)

Aritmetik mantık birimi işlemci içerisinde iki tür işlemi yerine getirmek ile yükümlüdür, sayısal ve mantıksal işlemler. Herhangi bir AMB tarafından desteklenen sayısal işlemlerin sayısı ve türü işlemciye göre farklılık gösterir. Bazıları sadece toplama ve çıkarma ile sınırlıyken, diğerleri trigonometrik işlevler bile destekleyebilirler. Ancak en karmaşık görevler bile basit adımlara indirgenebildiğinden en basit işleçleri bile destekleyen bir AMB bunları hesaplamayı başarabilir.

Sayısal işlemler dışında AMB, mantıksal işleçler de kullanabilir. Boole cebiri’nin temel işlevleri (VE, VEYA, ÖZEL VEYA, DEĞİL) sayesinde karmaşık mantıksal önermeleri hesaplayabilir. Yeni nesil AMB’ler ise doğrudan yöney ve dizeyler üzerinde işlem yapmayı desteklemektedirler.

Denetim birimi (DB)

Denetim birimi (veya denetçi), işlemci içerisindeki yer alan kesimlerin doğru çalışmaları için yönlendirilmeleri ile yükümlüdür. Birincil görevi, çalıştırılan programın her komutunu çözmek ve işlemci içerisinde kullanılabilecek sinyallere çevirmektir. Bunun dışında çalıştırılan programın hangi komutunda bulunulduğunu da tutan program sayacının içerir. Son dönem bilgisayarların denetim birimleri, söz konusu programın komut sırasını değiştirip hızlandırabilen yapılara sahiptirler.

Bellek

Bir bilgisayarın belleği, sayılar içeren bir hücreler bütünü olarak düşünülebilir. Her hücreye yazılabilir ve içeriği okunabilir. Her hücrenin kendisine özel bir bulunağı (adresi) vardır. Bir komut örneğin 34 sayılı hücrenin içeriğini 5.689 sayılı hücre ile toplayıp 78. hücreye yerleştirmek olabilir. İçerdikleri sayılar herhangi bir şey olabilir, sayı, komut, bulunak, harf, vb. İçeriğinin doğasını ancak onu kullanan program belirler. Günümüz bilgisayarlarının çoğunluğu veriyi kaydetmek için ikili sayıları kullanır ve her hücre 8 bit (yani bir bayt) içerebilir.

Dolayısıyla bir bayt 255 farklı sayıyı ifade edebilir, bunlar ancak 0 dan 255′e veya -128 den +127′ye olabilirler. Yan yana yerleşmiş birden fazla bayt kullanıldığında ise (genelde 2, 4 veya 8) çok daha büyük sayıların kaydedilmesi mümkün olur. Çağımız bilgisayarlarının bellekleri milyarlarca bayt içermektedirler.

Bilgisayarlarda üç adet bellek türü bulunur. İşlemci içerisinde yer alan yazmaçlar, son derece hızlı ancak çok sınırlı sığaya sahiptirler. İşlemcinin çok daha yavaş olan ana belleğe olan erişim gereksinimini gidermek için kullanılırlar. Ana bellek ise Rastgele erişimli bellek (REB veya RAM, Random Access Memory) ve Salt okunur bellek (SOB veya ROM, Read Only Memory) olmak üzere ikiye ayrılır. RAM’a istenildiği zaman yazılabilir ve içeriği ancak güç sürdüğü sürece korunur. ROM ise sadece okunabilen ve önceden yerleştirilmiş bilgiler içerir. Bu içeriği güçten bağımsız olarak korur. Örneğin herhangi bir veri veya komut RAM’da bulunurken, bilgisayar donanımını düzenleyen BIOS ROM’da yer alır.

Son bir bellek alt türü ise ön bellektir (cache memory). İşlemci içerisinde yer alır ve yazmaçlardan büyük sığaya sahip olmanın yanı sıra ana bellekten de hızlıdır.

Giriş/Çıkış (G/Ç)

G/Ç bir bilgisayarın dış dünyadan veri alışverişinde bulunmak için kullandığı araçtır. Yaygın olarak kullanılan giriş birimleri arasında klavye ve fare, çıkış için ise ekran (veya görüntüleyici, monitör) ve yazıcı sayılabilir. Sabit ve optik diskler ise her iki görevi de üstlenirler.

Bilgisayar ağları

1970′lerde ABD’li mühendisler ordu içerisinde yürütülen bir tasarı çerçevesinde bilgisayarları birbirleri ile bağlayıp (ARPANET), günümüzde bilgisayar ağı olarak bilinen yapının temellerini attılar. Zaman içerisinde bu bilgisayar ağı, ordu ve akademik birimler ile de sınırlı kalmayıp genişledi ve bugün milyonlarca bilgisayar içerden Bilgisunar (Internet veya Genel ağ) oluştu. 1990′lara gelindiğinde ise, İsviçre’nin CERN araştırma merkezinde geliştirilen Küresel ağ (World Wide Web, WWW) adlı iletişim kuralları, e-posta gibi uygulamalar ve ethernet gibi ucuz donanımsal çözümler ile bilgisayar ağları yaygınlık kazandılar.

Donanım

Donanım kavramı bir bilgisayarın tüm dokunulabilir bileşenlerini kapsar.

Donanım örnekleri
Çevresel birimler (Giriş/çıkış) Giriş Fare, Klavye, Oyun çubuğu, Tarayıcı
Çıkış Monitör, Yazıcı
Her ikisi Disket sürücü, Sabit disk, Optik disk
Bağlantı birimleri Kısa menzil RS-232, SCSI, PCI, USB
Uzun menzil (Bilgisayar ağları) Ethernet, ATM, FDDI

Yazılım

Yazılım kavramı bilgisayardaki özdek (maddi) olmayan tüm bileşenleri tanımlar: programlar, iletişim kuralları ve veriler hepsi yazılımdır.

Yazılım
İşletim sistemi Unix/BSD UNIX V, AIX, HP-UX, Solaris (SunOS), FreeBSD, NetBSD, IRIX
GNU/Linux Linux sürümleri dizelgesi
Microsoft Windows Windows 9x, Windows NT, Windows CE, Windows vista
DOS DOS/360, QDOS, PC-DOS, MS-DOS, FreeDOS
Mac OS Mac OS X
Gömülü ve Gerçek zamanlı işletim sistemileri Gömülü işletim sistemleri dizelgesi
Kütüphaneler Çoklu ortam DirectX, OpenGL, OpenAL
Programlama kütüphanesi C kütüphanesi
Veriler İletişim kuralı TCP/IP, Kermit, FTP, HTTP, SMTP
Belge biçimleri HTML, XML, JPEG, MPEG, PNG
Kullanıcı arayüzü Grafiksel kullanıcı arayüzü (WIMP) Microsoft Windows, GNOME, QNX Photon, CDE, GEM
Metinsel kullanıcı arayüzü Komut satırı, Kabuk
Diğer
Uygulama İşyeri dizisi Sözcük işlem, Masaüstü yayını, Sunum yazılımı, Veri tabanı yönetim sistemi, Hesap çizelgesi, Muhasebe yazılımı
Bilgisunar Erişimi Tarayıcı, E-posta istemcisi, Küresel ağ sunucusu, Anlık ileti yazılımı
Tasarım Bilgisayar destekli tasarım, Bilgisayar destekli yapım
Grafikler Hücresel grafik düzenleyici, Yöneysel grafik düzenleyici, 3B modelleyici, Canlandırma düzenleyici, 3B bilgisayar grafikleri, Video düzenleme, Görüntü işleme
Sayısal ses Sayısal ses düzenleyici, Ses oynatıcı
Yazılım mühendisliği Derleyici, Çevirici, Yorumlayıcı, Hata ayıklayıcı, Metin düzenleyici, Tümleşik geliştirme ortamı, Başarım incelemesi, Değişiklik denetimi, Yazılım yapılandırma yönetimi
Oyunlar Strateji, Macera, Bulmaca, Benzetim, Rol yapma oyunu, Etkileşimli kurgu
Ek Yapay zeka, Antivirüs yazılımı, Belge yönetici

[[got:



Next Page »